Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
KONUK YAZAR

(A-B-C) Derken Yeniliverdik..

Toprak Saha · Mayıs 2015

HALİTKIVANC copy

Üstat Halit Kıvanç’ın 62 yıl önce kaleme aldığı yazısını okumaya ne dersiniz? Şimdiden söyleyelim Türk futbolunda yıllar geçse de bazı şeyler hiç değişmemiş!

Türkiye’de spor spikerliği denildi mi, akıllara ilk onun adı gelir. Pele ile röportaj yapan ilk gazeteci olmasından, Macar efsane Kocsis ile ayak üstü sohbetine kadar yıllarca Türkiye’nin televizyon ve radyodaki sesi olan Halit Kıvanç, futbola büyük emek veren bir ustadır.

Miladi Takvim’e geçişin azizliğine uğrayıp resmi tarihlerde 1926, ama onun anlatımıyla 1915 yılında İstanbul’da doğan Kıvanç, öğrenimini İstanbul Hukuk Fakültesi’nde yapar. Ama o hayalinin peşinden koşar ve Milliyet, Tercüman başta olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde önce yazar ve sonra ise yönetici olarak çalışır. Ama hiçbir zaman işin mutfağını terk etmez. İngiltere’de BBC’de geçen 1 yılın ardından yurda geri döner. Türkiye’de radyo ve TV spor yayıncılığının gelişmesinde öncülerden biri olur. 1954’ten günümüze bütün Dünya Kupası finallerinde önce spor yazarı, radyo spikeri ve TV sunucusu olarak görev alır. Olimpiyatlar ve büyük uluslararası karşılaşmalar onun anlatımıyla evlerimize girer.

Futbol ve gazetecilik birlikteliği adına unutulmazlara imza arar. Bunların en büyüklerinden biri de 18 Kasım 1953’te Alp Zirek ve Halit Talayer ile birlikte Türkiye’nin ilk günlük spor gazetesi olan, Türkiye Spor gazetesini çıkarmalarıdır. Gazetede kimler yoktur ki; başta Gündüz Kılıç, Selim Sırrı Tarcan, Sulhi Garan, Niyazi Sel, Turhan Selçuk olmak üzere dönemin birçok ünlü spor insanı gazetenin sütunlarını kelimeleriyle, çizimleriyle doldurmuştur. Biz de bu vesileyle Halit Kıvanç’ı ziyaret ettik ve ondan Türkiye Spor’da yayımlanan ilk yazılarından biriyle Toprak Saha’da konuk yazar olmasını rica ettik. O da tüm içtenliğiyle ricamızı kabul etti. Aşağıda okuyacağınız yazı onun 12 Aralık 1953 tarihinde Türkiye Spor’da yayınlanan yazısıdır. Olduğu gibi o günün Türkçesi’yle yayınladığımız yazı İtalya-Türkiye B Milli Takımları’nın karşı karşıya geldiği mücadelenin ertesinde yazılmıştır. Size keyifli okumalar, Halit Kıvanç’a yazıyı bizimle paylaştığı ve Türk futboluna büyük emeklerinden dolayı sonsuz teşekkürler…

(A-B-C) Derken Yeniliverdik..

Takımların (A)’sı, (B)’si oluyor da tribünlerin, kapıların harfi olmayacak değil ya.. Mithatpaşa stadının da her kapısı bir harfle isimlendirilmiş, birbirinden ayırt edilmiştir. İşte bunlardan biri olan “L Kapısı” dün mahşeri günlerinden birini yaşadı. Erkek, kadın, çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, gözlüklü, gözlüksüz, Demokrat, Halkçı, sivil, asker, hâsılı her cins ve meslekten çeşitli insanlar “L” tribünü istila etmişlerdi. Şöyle bir bakıp da çok kimseyi, hele kanunen bu tribüne girmeye hakkı olanları ayakta yahut taşlar üzerinde görünce kelimenin manasını daha iyi anladık: Tevekkeli “El kapısı” dememişler.

Milli takımımızın kadrosu öteden beri “devlet sırrı” sayılır, herkesten gizlenirdi. Neyse bu sefer bir evvel basına verildi. Geç de olsa, takım sahaya çıkmadan öğrenmiş olduk. Yalnız rakiple karışacağı düşünülerek hazırlanmış yeni formalar birdenbire gözümüze pek battı. Ay-yıldızımız güzeldir, aman bu güzelliğini bozacak kalıplarda taşımıyalım onu..

İki takım beraber çıktılar. Sahanın ortasına kadar birlikte yürüdüler. Sonunda ise yürüyen sadece bizimkiler oldu. İtalyanlar koşa koşa içeri gittiler. Bizim seyirci “sportmen” olduğundan çok “siyasi” imiş. Bunu dün bir kez daha anladık. Yüz bin kişilik stad müjdesi veren Vali Gökay’ı Türk Milli Takımından da, İtalyanlardan da çok alkışladı.

Gazhane sadece oyunun biraz duman salmakla iktifa etti. Maç esnasında duman salan ise, futbolcularımızdan başkası olmadı. Dakikalar ilerledikçe yanık koksusu burnumuza daha fazla geldi. Sonradan anlaşıldı ki, golü yediğimiz anda yanmışız.

Lefter ve Mehmet Ali dün hayatlarının unutulmıyacak birer oyununu oynadılar. Ufak bir farkla bu oyunu kendilerine hatırlattıkları gün Lefter hatırlatana gurur dolu nazarla bakacaktır. Mehmet Ali ise acı bir tebessümle… Mehmet Ali dün neler oynamadı! Neler yapmadı! Topa kafa değil de saç vurdu, sırt vurdu, omzu vurdu. Fakat ne hikmetse şöyle bir düzgün ayak vurup da kaleden içeri sokamadı.

Alman hakem, milletine has “otorite” ve “disiplin”i her hareketiyle belli ediyordu. Ama bizimkiler adamcağızı bile şaşırtıp kale önünde hava atışı yaptırdılar. Hoş, forvetlerimizi “ofsayt” diye durdurmak için nefes almadan bekleyen laynamen “ithal malı” meşhur hakem Belle varken Alman hakemin idaresini bozmak için başka sebep aramaya neden yoktu ya…

Signor Belle maçın sonlarında kendisini formasının heyecanına fazla kaptırmış olmalı ki, hakeme “bitti” işaretini gönderiverdi. Ama Alman bu defa İtalya’nın sözüne kanmadı. Alman yapısı saatine bakıp “Daha bir dakika var” diye parmağını salladı. Bir ara misafir takım sağaçığı Vitali sakatlanıp çıktı. Bunu görür görmez: “Eyvah, dedik, İtalyanlar maçın sonuna kadar on iki kişi oynarlarsa, bu sefer de kadrolarının (B) değil (C) olduğunu ilana başlayacaklar.

Sahaya gazoz şişesi, taş atılmadı. Fakat bir aralık portakal, limon atıldığına şahit olduk. Memur olduğu her halinden belli bir zat: “Şimdi, dedi, ben de atarım. Maç ay sonuna oynansın da, limon değil çekirdeğini atabilir miydiniz bakalım?” Maçtan çıkıyoruz. Herkes münekkit, herkes tek seçici… “Falan oynamasaydı, filan oynasaydı!…”lar her ağızdan çıkıyor. Vur vurabildiğine! Futbol bu.. Kime yar olmuş ki.. Galip gelseydik, “Bravo çocuklar! Yaşasın idareciler!”.. Madem yenildik, haydi hep beraber vuralım. Yani laf aramızda dünkü maçı İtalyanlardan önce bizim oynamayan milli namzetler kazandı. Oynamayan çocuklar! Hazır olun! Gelecek ay İspanya’ya yolculuk var.

Malum ya “gidene ağalık, gidene paşalık” değil, sadece iyi oynıyana hem ağalık, hem paşalık var futbolda…

-Bir Halit KIVANÇ yazısı-

IMG_20150429_124559

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
34. SayıFutbolun Diğer Emekçileri Özel SayısıHalit KıvançKonuk Yazar
Share Tweet

Toprak Saha

Eski Sayılardan

  • KONUK YAZAR

    Türkiye Futbolunun İlk Evi: Taksim Stadyumu

    Mayıs 2020
  • KONUK YAZAR

    Futbol Masabaşında Oynanır

    Mayıs 2020
  • KONUK YAZAR

    Uzaydan Düşen Top

    Haziran 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.