Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
CEMİYET HABERLERİ

Yugoslav Kalecileri Nasıl Biliriz?

Toprak Saha · Ocak 2016

Yugoslav Kaleci

-Bir Sezgin RIZAOĞLU yazısı-

Kimisi büyük ümitlerle transfer edildi, kimisi ise bir inat uğruna… Takımının vazgeçilmezi olanlar da vardı, hemen gönderilenler de…  Türkiye’de forma giyen bazı Yugoslav kalecileri sizin için derledik.

Türkiye ilk kez “Od Vardara Pa Do Triglava” (Vardar’dan Triglava’ya) şarkısını 23 Nisan şenliklerine gelen Yugoslav çocuklardan öğrenir. Oysa yolu bu topraklara düşen Yugoslav göçmenler için şarkı ayrı anlama sahiptir.

Çünkü şarkı Yugoslavlar’ın hüznünü, acısını, gururunu anlattığı gibi Makedonya’daki Vardar Nehri’nden Slovenya’daki Triglava’ya kadar tüm Yugoslavya’yı da anlatır. Dağlarını, Adriyatik kıyılarını, göllerini, uğrunda dökülen kanları… Şarkının bir bölümünde ise gurbete giden Yugoslavlar’a yer verilir. “Yolum dünyanın her tarafına düştü / Kısmetimin peşinden gittim / Seni ise kalbimde götürdüm”

Kısmetinin peşinden gidenler… Yakın batı Avrupa’ya, yeni dünya Amerika’ya, uzak diyar Avustralya’ya… Ve tabii ki Türkiye’ye… Futbolseverler içinse Türkiye’ye gelenler arasında Yugoslav futbolcuların yeri ayrıdır. Hele de kalecilerin. Türkiye’ye gelen Yugoslav kalecilerim ağzından bu şarkı düşmüş müdür bilinmez ama onların Türk gazete manşetlerden düşmediği çok aşikardır. Peki bugün? Hangisini hatırlıyoruz, hangileri hafıza dehlizinde kayboldu?

Unutamam Seni…

Bosko Kajganic ve Radmilo Ivancevic (Galatasaray ve Fenerbahçe)

1977-78 sezonu öncesi Galatarasaylı yöneticiler kara kara düşünmekteydi: New York Cosmos takımıyla anlaşarak ABD’ye giden kaleci Yasin Özdenak’ın yerinin nasıl doldurulacaktır? Bu sırada ezeli rakipleri Fenerbahçe, Yugoslavya’da yaşayan Yahya Vatansever adlı bir Türk’ün önerisiyle Bosko Kajganic ile anlaşır. Kızılyıldız takımıyla başarılı maçlar çıkarmış ve şampiyonluk yaşamış, Yugoslav Milli Takımı’na da seçilmiş Yugoslav kaleciyle. Fakat bu transferin önünde bir engel vardır: Fenerbahçe’nin Yugoslav antrenörü Kaleperovic. Sezon öncesi tatile gitmeden önce yönetime Partizan’ın kalecisi ve eski öğrencisi Ivancevic’i önermiş ve Kajganic’in alındığını duyunca küplere binmiştir. İki gün sonra aniden tatilini kesip İstanbul’a dönen Yugoslav hoca yanında bir diğer hemşerisi Radmilo Ivancevic’i getirir. Bu durumdan faydalanan Galatasaray yönetimi soluğu Kajganic’in yanında alır. Böylece transfer gerçekleşir. O sezon iki ezeli rakibin de kalesinde Yugoslav olacaktır.

İlk üç ayında oynadığı 6 lig maçında kalesinde devleşir Kajganic. Performasıyla seyircileri büyüler. Ta ki araya Kurban Bayramı tatili girene kadar. 21 Kasım (1977) günü Yugoslav kaleci, tatil sebebiyle ülkesine gidebilmek üzere şahsi arabasıyla yola koyulur. Arabası Selimpaşa’nın 3 kilometre dışında, karşı yönden gelen yolcu otobüsüyle çarpışır ve vefat eder.

Hem meslektaşı hem de ülkedaşı Radmilo Ivancevic ise o yıl Fenerbahçe’nin kalesinde başarılı bir performansa imza atar. Yönetime bir ‘rest’ olarak Partizan takımından transfer edilen Ivancevic, sarı-lacivertli takımda iki sezon forma giyer. Özellikle penaltı kurtarışları ve başarılı performansıyla Fenerbahçe’nin 1977-1978’de şampiyonluğa ulaşmasına büyük katkıda bulunur. O yıllarda Fenerbahçeli taraftarlar “Kalemizde İvançeviç var, geri dörtlü çelikten duvar, orta saha birer canavar, ileride Cemil-Şevket var” marşını dillerden düşürmez. 1979’da ülkesine dönen İvançeviç, bir dönem Sakaryaspor’da teknik direktörlük yapmak için tekrar Türkiye’ye gelir.

Zvan Lukovcan (Fenerbahçe)

İlerleyen yıllarda sarı-lacivertlilerde Yugoslav kaleci geleneği Zvan Lukovcan’la sürecektir. FK Novi Sad takımında parlayarak 23 yaşında, Yugoslavya’nın en büyük takımlarından biri olan Kızılyıldız’a transfer olan Lukovcan, bu takımda 2 şampiyonluk yaşar. Antrenörlüğünü bir dönem yine Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı çalıştırmış olan Branko Stankoviç’in yaptığı ve 1970’te Fuar Şehirleri Kupası finali oynayan o takımın da yedek kalecisidir. Lukovcan, 1986 transfer sezonunda Fenerbahçe’ye gelir. Galatasaray maçlarında panter kesilse de sezonun geri kalanında taraftarları çıldırtır. Performansı sebebiyle ona taraftarlar tarafından “Lokumcan” lakabı takılır. Üstelik o dönemin gazetelerinde kendisiyle ilgili “Gözlerinin ileri derecede bozuk ve tek parmağının protez olduğu hatta yönetimin gözleriyle ilgili problemi nedeniyle onu doktora götürmeyi teklif ettiğine dair iddialar bolca yer alır.

Oysa bu ilk ve tek yurtdışı deneyiminde Lukovcan, Fenerbahçe’nin sezona TSYD Kupası şampiyonluğuyla başlamasına katkıda bulunmuştur. Hatta ilk üç lig maçında kalesinde gol görmez. Ama ilerleyen haftalarda yediği hatalı gollerle tepki çeker. İlk sezonda forma giydiği 39 maçta 39 gol yiyen Yugoslav kaleci, 1987-88 sezonunda da başarısız bir performans gösterince üç yıllık sözleşmesi olmasına rağmen 1988 yazında sözleşmesi karşılıklı olarak feshedilir ve ülkesine geri döner.

Rade Zalad (Eskişehirspor, Beşiktaş, Ankaragücü)

Kuşkusuz Yugoslav kaleciler arasında en çok tartışılan isim Rade Zalad’dır. Futbola Partizan’da başlayan Yugoslav oyuncu 1986’da Eskişehirspor’a gelir. Bu transferin hikayesi için dönemin Eskişehirspor başkanı Aydın Begiter’e kulak verelim:

“Yugoslavya’ya giderken, oraları iyi bilir diye Ali Şen’e uğradım. Transfer konusunu anlattım, hemen bir adama telefon açtı ve ‘Kardeşim Aydın geliyor, sakın yanlış yapma!’ dedi. Dört mevkiye dört isim düşünüyoruz biz de… Arabayla çıktık yola ve Priştine’ye uğradık… Orada bir maç izliyoruz, kalede de Zalad var; Partizan’dan gelmiş Priştine’ye. Hemen Zalad’la buluştuk, teklifi kabul etti ve 130 mark’a bağladık ama hafta sonu! Sözleşmeyi nasıl imzalayacağız! Zalad, bizden 20 bin mark avans istedi ve ne yaptı ne etti sözleşme işini halletti, otele geldi. Akşam da Ali Şen’in ayarladığı menajerle yemeğe gittik… Konu, döndü dolaştı transfere geldi. ‘Ali Ağabey bana söyledi, kaleci istiyormuşsun. Elimde çok iyi bir kaleci var; iki küsur boyu var, çok iyi.’ dedi. Adam konuştukça bizim Zalad’ı tarif ediyor ama susuyorum… En son ‘Bu kalecinin adı ne?’ dedim. Tahmin ettiğim gibi ‘Zalad’ dedi. Hemen bize ne kadara patlayacağını sordum. ‘Ali Ağabey, çok tembihledi, bir yanlış yaparsam canıma okur. Normalde 600 bin mark ama Ali Ağabey’in hatırına 450 bin olur!’ dedi.”

Aydın Begiter’in engin transfer becerisiyle Eskişehirspor kazandırılan ‘Eyfel Kulesi’ Zalad, bir Fenerbahçe maçında (90 dakika içinde) 4 penaltı golü yiyerek tarih sayfalarında yerini alır. Ama Eskişehirspor’daki performansıyla bir sezon sonra Beşiktaş’a transfer olur. İlk sezonunda siyah-beyazlılar lig 2. si olur. Zalad da ligin en az gol yiyen kalecisi. Sonraki sezon da yine lig ikinciliği gelir ve Yugoslav kaleci en az gol yiyen kaleci ünvanını korur. Kalesini gollere kapatsa da performansı yer yer tartışılır. Performansı dışında da adı dönemin gazetelerinde bol bol geçer: “Zalad kalorifer çukuruna düştü”, “Zalad sokakta kaldı”, “Zalad Milne ile kavga etti”, “Zalad çöpçü bile olamaz” (ki bu son başlık Beşiktaş’ın bir önceki Yugoslav kalecisi Miloş Jurkoviç’in gazetelere verdiği demeçtir). Yugoslav kaleci sonunda, 1989’da dönemin Turizm ve Ulaştırma bakanlarının da katıldığı bir törenle Ankaragücü’ne imza atar. Arkasında ise “Beşiktaş’tan ayrılığım için üzülmüyor… Çok güzel iki yılım geçti. Ancak artık Beşiktaş benim için history.” açıklamasını bırakır. Bir dönem adı Trabzonspor ile anılsa da Zalad, tartışmalı 8-0’lık Galatasaray maçının ardından 1993’te Türkiye’den ayrılır.

Zoran Simoviç (Galatasaray)

Çoğu futbolsever için Türkiye ligininin gördüğü en kaliteli yabancı kalecilerden biri hiç kuşkusuz Galatasaray’lı Zoran Simoviç‘tir. 1984 Avrupa Şampiyonası öncesinde turnuvanın favori kalecilerinden biri olarak gösterilir. Hatta o zamanlar İngiltere liginin en önemli takımlarından biri olan Nottingham Forest’ın transfer listesinde yer alır. Ancak şampiyonada yediği hatalı goller yüzünden gözden düşer ve şampiyona bitiminde soluğu Türkiye’de, Galatasaray’da alır. En son 1973 yılında şampiyon olan sarı-kırmızılılar o yıl iddialı bir kadro kurar. Simoviç de iddialıdır ama başlangıçta Galatasaray forması altında kötü maçlar çıkarır ve birkaç maç kulübede yer alır. Ancak ikinci yarıyla başlayan Türkiye Kupası maratonunda başarılı bir kaleci olduğunu ispatlamaya başlar. O yıl Galatasaray sadece Türkiye Kupası’nı kazansa da Yugoslav kalecinin özellikle de ikinci yarıda gösterdiği üstün performansla ligin en başarılı kalecisi olduğunu gösterir. 1985-1986 sezonunda Galatasaray namağlup ikinci olurken, Simoviç yine sarı-kırmızılıların en başarılı isimlerinden biridir. Ve nihayet 1986-87 sezonunda gelen şampiyonlukta da Simoviç’in ellerinin büyük katkısı vardır. Bir sonraki yıl ise Almanya’nın Köln kentinde Monaco ile oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası çeyrek final maçından sonra Türk bayrağı ile stadyumda tur atması gönüllerdeki tahtını iyice sağlamlaştırır. Bir de Mehmet Ali Erbil’in sunduğu Gol Şov yarışmasındaki kaleci performansıyla da Türk seyircilerinin hafızalarındaki yeri almıştır.

Simovic, Galatasaray’da oynadığı dönemde formasının hakkını vermişti.

Unuttun Beni Zalim…

Nejat Ovenija (Samsunspor)

1969 yılının yazında Babıali’ye bir başka haber düşer: “Yugoslav kaleci Nejat Ovenija, Beşiktaş ile antrenmanlara çıkıyor.” İlerleyen günlerde gazeteler aynı kaleciyle Fenerbahçe’nin de ilgilendiğini yazar. Ama iki takıma da yar olmaz Yugoslav kaleci. Sezon başlamadan beklenmedik bir şekilde Samsunspor’a transfer olur. Üstelik kulüp tarihinin ilk yabancı futbolcusu olarak. Ama beklentileri karşılayamaz. Karadeniz temsilcisinde sadece 4 maçta forma giyen Ovenija, sezon sonu ülkesine geri döner. Kısmeti bu topraklar değildir. Samsunspor kalesini tekrar bir Yugoslav’a emanet etmek için 20 yıl bekleyecektir. 1989 yılında daha Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti dağılmamışken ülkesinden ayrılıp Türkiye’ye gelen Vladan Radaca, kariyerinin son takımı olan Samsunspor’un kalesini korur. Üstelik o yıllar Samsunspor’un üç büyüklere kafa tuttuğu yıllardır. Radaca, 1993 yılında ülkesine döndüğünde kariyeri gibi ülkesi de bitmiştir. Kendisini iç savaşın ortasında bulur.

Zlatko Juricevic (Karşıyaka)

Yugoslav kaleciler arasında belki de en sessiz sedasız ülkemizden geçen Zlatko Juricevic’tir. Yugoların ağırlıklı İstanbul takımlarına geldiği dönemde,1980’lerin ikinci yarısından sonra Celik Zenica takımından İzmir’in Karşıyaka takımına gelir. Juricevic, burada geçirdiği 5 sezonun ardından futbol kariyerine nokta koyar.

Mirza Hadzic (Trabzonspor)

Kurulduğu yıldan beri kendi yetiştirdiği topçularla başarıya koşan Trabzonspor, 1988 yılında kalesi için Balkanlar’a açılır, Yugoslavya 1. Lig takımlarından Sloboda Tuzla takımından Mirza Hadzic’i transfer eder. Yugoslav file bekçisi, Trabzonspor tarihinin ilk yabancı kalecisi olur. Dönemin Trabzonspor yöneticisi İsmet Ayyıldız bu transfer için şöyle der: “Mirza Hadzic, Yugoslavya’nın en iyi 11 futbolcusu arasında. Bu sene başarı için kendi bünyemizde yetiştirdiğimiz futbolcularla, transfer ettiklerimizi kaynaştırmaya çalışacağız.” Kaynaşma başarılı olmaz, sadece 20 maçta bordo mavililerin formasını giyen Hadzic, ülkesine geri döner. Yeri gelmişken Karadeniz temsilcisine asıl damga vuran(!) Yugoslav kaleciyi, ‘Deli Petro’ lakaplı Vurasin Petranovic’i anmadan olmaz. 1990 yılında transfer olduğu Trabzonspor’da, Lyon zaferinde kalede olsa da, 7-2’lik Barcelona maçındaki kötü performansıyla da yad edilir. Detaylı bir sağlık tetkikinden sonra Trabzonspor’la mukavele imzalayan Petranovic’in bir sonraki rotası Konyaspor olur. Futbolu bıraktıktan sonra Simoviç gibi bir süre Mehmet Ali Erbil’in sunduğu Gol Şov programında boy gösterir.

Bozidar Radulovic (Vefa)

Bir dönem Özcan Arkoç, Şükrü Ersoy gibi Türk kalecilerin parlatmasıyla ünlenen Vefa, 1966 yılında kalesini Yugoslav kaleci Bozidar Raduloviç’e emanet eder. Üstelik o yıllar, Vefa’nın tekrar toparlanma yıllarıdır. Bir zamanlar Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin ezeli rakibi olan Vefa’nın kaderi, göçle değişen İstanbul’un kaderiyle ortaktır aslında. Hızlı göç ve çarpık kentleşme, önce tarihi Vefa semtini, ardından Vefa futbol takımını derinden etkiler. 1964-65 sezonunda 2. Lig şampiyonluğu elde ederek tekrar 1. Lig’de yer alırlar. 1966 sezonunda Vefa’nın başında kendisi de göçmen olan Basri Dirimlili vardır. Dönemin Milliyet gazetesi Yugoslav kalecinin transferi için şöyle yazar: “Kaleci Radulovic’i Basri 15 dakikada transfer etti.” Basri Dirimlili, bir arkadaşı vasıtasıyla Yugoslav kaleciden haberdar olur. Onu antrenmana çağırır ve 15 dakika çalıştırır. Ardında da transferi gerçekleştirilir. Yugoslavya’nın Priştina takımında futbola başlayan 1.82 cm boyunda, 82 kilo ağırlığındaki iri kaleci, orada geçirdiği 10 senenin ardından Türkiye’ye gelir. O dönemi ise Raduloviç şöyle anlatır: “Üç dört sene önce Türk futbolunu kötü olarak tanırdım. Fakat gördüğüm, Türkiye’de en azından normal futbol oynanıyor. Devamlı bir gelişmenin varlığı da belli… Vefa’yı çok sevdim. Antrenörü, futbolcusu herkes bana iyi davranıyor. Burada olmaktan dolayı içim rahat.” 1969-70 sezonunda ligdeki kalecileri Fotospor’daki köşesinde değerlendiren Necmi Mutlu, Raduloviç için Avrupa çapında bir kaleci olduğunu belirtirken, uzun boyundan dolayı yerden gelen şutlarda zaafı olduğunun altını çizer. Maçlarda, antrenmanlarda ve saha dışında sürekli gülümsemesiyle akıllarda kalan Bozidar, Vefa kalesini 5 yıl korur ve 1970-71 sezonunun ardından İstanbul’dan ayrılır.

Vasilije Radoviç ve Tatomir Radunoviç (Galatasaray ve Fenerbahçe)

1966 yılında gazeteler, Fenerbahçe’nin tarihindeki ilk yabancı kaleciyi transfer ettiğini yazar: Vasilije ‘Ciko’ Radoviç. Ama kalede yabancı sevdası sadece bir sezon sürer. Radovic, sarı-lacivertli takımın kalesini 24 maçta korur ve bir sezon sonra takımdan gönderilir.

1967-68 sezonu öncesinde Turgay Şeren’in futbolu bırakmasıyla Galatasaraylı yöneticiler de rotayı Yugoslavya’ya kırar. Tatomir Radunovic transfer edilir. Feriköy karşısında çıktığı ikinci maçında hatalı 3 gol yiyerek takımının maçı 3-1 kaybetmesine sebep olur. Bu maçta 53. dakikada oyundan alınır ve yerini genç Faruk’a bırakır. 22 Eylül tarihli Milliyet gazetesinde, Yugoslav kaleciye maçtan sonra yönetim tarafından 10 günlük moral izni verildiği yazar. O tarihten sonra uzun süre forma şansı bulamaz Yugoslav kaleci. Şans bir gün tekrar kapısını çalar. Bir Fenerbahçe maçında kaleci Yasin’in 35 dakikada 2 gol yemesi 38. dakikada oyundan alınmasına ve yerine Yugoslav kalecinin girmesine vesile olur. Radunoviç, üçüncü kez Galatasaray kalesine geçse de takımın maçı 3-0 kaybetmesine engel olamaz. Bundan sonra 2 lig, 2 de kupa maçında oynayan kaleci başarılı bir performans gösteremez ve sezon sonunda satış listesine koyularak takımdan gönderilir.

‘Tito’ Yugoslavya’sı 1991’de dağılsa da o ekolden Türkiye’ye kaleci ihracatı hep devam eder. Her ne kadar Türk kalecileri desteklese de Beşiktaş’ın başında ilk tercihi yabancı kaleciden yana olan Rasim Kara’nın transfer ettiği Marijan Mrmiç, spikerlerin ismini telaffuz etmekten büyük haz duydukları ve Trabzonspor, Malatyaspor ve Akçaabat Sebatspor kalelerini koruyan Makedon kaleci Miloşevski, Şekersporlu Marko Simeunoviç, Kocaelispor ve İstanbulspor formalarını giyen Fahrudin Ömeroviç, Vanja Ivesa, Andrija Vukoviç, Adnan Gusho, Kenan Hasagiç, Sead Ramoviç, İbrahim Sehiç, Damir Kahriman, Bojan Jorgacevic, Milan Lukac, Dragoslav Jevriç, Vedran Runje…

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
39. SayıKaleciler Özel Sayısı
Share Tweet

Toprak Saha

Eski Sayılardan

  • CEMİYET HABERLERİ

    Hörburger İkizleri

    Mayıs 2020
  • CEMİYET HABERLERİ

    Roma’dan Sevgilerle…

    Haziran 2019
  • CEMİYET HABERLERİ

    Kupa’nın Hikayeleri

    Haziran 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.