Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
YAD-I HAFTA

Yirmidört Kare Bir Top

Toprak Saha · Şubat 2015

24kare1top

-Bir Batu ANADOLU yazısı-

19. yüzyılda kurallı bir oyun haline gelen futbolun; yine aynı yüzyılda bir eğlence aracı olarak ortaya çıkan sinemanın konuları arasına girmemesi düşünülemezdi. Ama bazı filmler vardı ki beyazperdeden çekilen şutlar tam doksana gitmişti.

Futbol kimine göre toplumların afyonu görevini görevini üstlenen, kötü şöhrete sahip bir oyun. Fakat aynı zamanda toplumların aynası olduğunu, onların ortak duygularının bir temsiline dönüştüğünü söylemek de mümkün. Aynı şekilde, kamera aracılığı ile hayatın bir temsilini perdeye aktaran sinema da topluma ayna tutar. Yeri geldiğinde bireysel bir anlatı üzerinden bir topluluğunun anlatısını kurmak ve simgeleştirmek mümkündür. Futbol topu da çoğunlukla arka planda, bazen ise tamamen ana anlatı olarak zaman zaman beyazperdenin bahçesine kaçar, yönetmenler ise onu bize geri atarlar.

Maçın ilk düdüğü

Sinema tarihindeki ilk futbol konulu filmi ararsak karşımıza irili ufaklı birçok örnek çıkacaktır. Yine de bu örneklerin ilk yetkin örneklerinin, kurallı futbolun doğduğu İngiltere’den çıktığını söylersek çok tepki çekmeyiz sanırım! George Berthold Samuelson tarafından yönetilen 1920 tarihli The Winning Goal, işçi sınıfından insanların yeşil sahada mücadele ettiği ve bir aşk hikayesiyle de süslenen konusuyla neredeyse yüz yıllık futbol filmleri türünün küçük bir prototipi olarak görülebilir. Büyük dertleri, pek de önemsenmeyen ve “sokak çocuğu” işi görülen futbol aracılığı ile anlatma meselesi tam da buradan çıkar. 1930’larda fabrika işçileri üzerinden ele alınan ve bir noktada sanayi devrimi ile ortaya çıkan boş zaman kavramının içini en çok dolduran aktivite olarak kabul edilen futbolun sinemaya yansıması olarak kabul edebileceğimiz filmler (The Great Game, Sportszerelem), 1940’larda zirvede olan faşizmin de radarına girer. 1942 tarihli Das Grosse Spiel, bol bol Nazi selamı ve devasa stadyumlar içerse de arka planındaki hikaye daha dramatiktir. Almanya’nın efsane teknik direktörü Sepp Herberger, Milli Takım oyuncularını savaşın kötü koşullarından uzak tutmak amacıyla, bu filmde oynamaları için çağrı yapar. Futbol erkek egemen toplum için bir kurtuluş ve nefes alma alanıdır. Kadınların ise o dönemlerde pek esamesi okunmaz.

Ölüm Maçı ve Futbol Filmlerinin Dirilişi

1962’de Macar yönetmen Zoltan Fabri tarafından çekilen “Cehennemde İki Devre” (Két félidö a pokolban), sinemada futbol konseptini ileri bir noktaya taşır. Film, konusunu 1942 yılında oynandığına inanılan “Ölüm Maçı”ndan alır. (Bu maç kimilerine göre gerçek kimilerine göre ise Sovyet propaganda makinesinin bir uydurmasıdır) İkinci Dünya Savaşı esnasında Naziler’in eline düşen Macar savaş esirlerinin, Almanlarla yapacağı futbol maçına odaklanan film; bir savaş metaforu olarak futbolu kullanarak Norbert Elias’ın görüşlerine yakın bir yapı sunar. Elias’ın futbolu, kurallarla sınırlandırılmış ve oyuncuları güvene alan bir savaş ikamesi olarak gördüğü düşünülürse; savaşta güçleri ellerinden alınmış ve esir düşmüş erkeklerin onurları için çarpışmaları imkanı yaratılarak hakim erkek anlatıyı merkezine oturtan film, Macar esirlerin maçı kazanmaları sonucu öldürülmeleriyle iktidar sahiplerinin gücünü de ortaya koyar. Bir tarafta elindeki gücü korumak için öldüren güç sahipleri diğer tarafta ise o güce ulaşmak için ölmeye razı olan erkekler vardır. Bir mücadele ve başkaldırı alanı olarak futbolu başarıyla kullanan film, Boston Film Festivali’nde Eleştirmenler Ödülü kazanarak futbol filmleri türüne de saygınlık kazandırır.

Yıldız futbolcular, futbolcu yıldızlar

Futbolun sinema ile olan flörtüne futbolcuların dahil olması beklenen ve hatta istenen bir sonuçtur belki de. Futbol filmleri denince akla gelen ilk örneklerden olan ve Cehennemde İki Devre’nin daha optimist bir uyarlaması olarak kabul edebileceğimiz Zafere Kaçış (Escape To Victory); Pele, Bobby Moore, Osvaldo Ardilles gibi yıldız futbolcuları bir araya getirerek inandırıcılığını ikiye katlar. Kendini ya da bir futbolcuyu oynayan yıldızlar (Pele-Escape To Victory, Hotshot, Carlo Ancelotti-Don Camillo, Ally McCoist-A Shot at Glory, Allan Simonsen-The Marksman, Eric Cantona-Looking For Eric) olduğu gibi oyunculuğu çok sevip çeşitli karakterlere bürünen isimler (Ian Wright-Sun of the Black Gun, Paul Breitner-Potato Fritz, Vinnie Jones – Lock, Stock and Two Smoking Barrels ve Snatch) de bu organik bağlantının sağlamlaşmasına katkıda bulunurlar.

Kadının adı yok (mu?)

Futbol filmlerinde kadın başrollere rastlamak pek olası değildir, varsa bile kuşkuyla yaklaşmakta fayda vardır. Bu filmlerin ağırlıklı olarak erkek bakış açısı taşıdığı ve kadınların toplumsal cinsiyet rollerine hapsolduğu söylenebilir. Kadınlar da ancak erkeklerin iznini alarak ve kendileri için belirlenen rolleri üstlenerek yer edinebilirler. Mesela Dorothy’nin futbol kariyerine ancak Gregory’s Girl filmindeki “girl” şekliyle vakıf olabiliriz. Gracie filminde başrolümüz ancak abisinin yerini doldurmak için futbolcu olabilir. Gerçi Cafer Panahi’nin Offisde filminde, erkek kılığında maça girmeye çalışan kadınlar durumu gayet iyi özetler: Kadınlar, ödün vermeden futbol sahnesinde var olamazlar! Biz de umutla bu görüşü çöpe atacak filmi bekliyoruz.

Yine yenil daha iyi yenil

Hep olumsuzluklar olacak değil ya, sahada kaybedilen maç sinemada kazanılır bazen. Yoksa futbol denince akla gelmesini bir kenara bırakalım, normalde akla gelmesi pek zor olan Bhutan’daki futbol sevgisini nereden bilebilirdik? Khyentse Norbu’nun filmi “Kupa” (Phörpa), Tibetli keşişlerin futbol sevgisini ele alır. Tapınakta sessizlik içinde yaşayan keşişler için futbol sadece bir tutku değil aynı zamanda toplu bir ritüel ve ibadetin ödülü konumundadır. 1966 Dünya Kupası’nda Eusebio’nun müthiş performansının gölgesinde kalan Kuzey Kore takımının hikayesini, “The Game of Their Lives” filmi olmasa kaç kişi hatırlar? Ya da soruya takla attıralım, kaç kişi bu film sayesinde öğrenmiştir? Uluslararası bir futbol maçında alınmış en kötü mağlubiyete imza atan Amerikan Samoa’sının (11 Nisan 2001’de aldıkları 31-0’lık Avustralya mağlubiyeti) ayağa kalkma hikayesini anlatan Next Goal Wins’i izleyenler, bu takımla dalga geçme gücünü kendilerinde bulurlar mı? Şüphesiz tarihi güçlüler yazar ama sinemada herkese yer vardır.

Memleketten futbol manzaraları1

Futbolla yatıp futbolla kalkan bir ülke olduğumuzu iddia etsek de futbolla sinemanın bir araya gelişi, ülkemizde pek heyecanla karşılanmaz. Halbuki en az yurt dışındaki örnekleri kadar Türkiye sinemasında da futbol konusu işlenmiştir. Son yıllara bakıldığında Dar Alanda Kısa Paslaşmalar kalitesinde bir örnek göremesek de futbol, toplumsal gerçekçi bakıştan da seks filmleri furyasından da nasibini almıştır.

1940’ların sonunda futboldan sinemaya geçen Memduh Ün ile Bülent Eken’in (Ölünceye Kadar Seninim) varlığıyla düz koşulara başlayan futbol-sinema ilişkisi, 1950’lerden itibaren daha da görünür kılınır. İsmail Dümbüllü’nün bile bu oyuna kayıtsız kalamadığı düşünülürse 1960’larda Suphi Kaner (Gol Kralı Cafer), Öztürk Serengil (Şepkemin Altındayım), Fikret Hakan (Aşk Yarışı) gibi oyuncular, fakir ama onurlu karakterlerine bir de top cambazlığını eklerler. Buna karşılık futbolcular da sadece sahada değil sette de yeteneklerini sergilemekten geri kalmazlar. Atıf Yılmaz’ın Metin Oktay’lı filmi Taçsız Kral, yıllar geçtikçe bir mihenk taşı haline gelirken Altay kalecisi Varol Ürkmez de (Kavgasız Yaşayalım, Şekerli misin Vay Vay) oyunculuğunun yanı sıra magazin basınının da ilgisini çekecektir. Şenol Birol ve Birol Peker, Önder Somer gibi isimler de beyazperdenin büyüsüne kapılan isimlerdir. Futbol sadece kendisiyle değil, terimleriyle de duygulara hitap eder: Osman Seden’in Şaka ile Karışık filminde Sadri Alışık’ın canlandırdığı Ofsayt Osman’ın “Bu da mı gol değil?” diye bağırışı hala yüreklerimize işler.

70’lerde komedi filmlerinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan futbol, dönemin iki farklı gelişmesine de uyum sağlar: Sinemada yükselen toplumsal gerçekçilik akımı ile seks furyası. Aram Gülyüz’ün Profesyonel’i ile Aydemir Akbaş’ın Amigo Hüsnü’sü; futbolcular üzerinden kadınları arzu nesnelerine dönüştürürken, Zeki Alasya’nın Doktor’unda Kadir İnanır, yeni geldiği kasabada kendini futbol ile kabul ettirir. Yine de bu iki anlayıştan hiçbiri Kemal Sunal’ın popülaritesi ile yarışamaz. Abartılı anlatımlarıyla İnek Şaban ve Gol Kralı filmlerinin, 60’lı yıllardaki filmlerden pek bir farkı yoktur ama mekan kullanımının artması ve gerçek futbolcuların arz-ı endam etmeleriyle futbol hiç olmadığı kadar sinemanın içindedir.

80’lerin darbe sonrası atmosferinde futbolun şaşaalı atmosferi de yerini oyunun problemli doğasına bırakır. Bir futbolcunun yükselişini ve çaptan düşmesini oldukça gerçekçi işleyen Ümit Efekan’ın “Ya Ya Ya Şa Şa Şa”sı –bu satırların sahibinin de favori filmlerindendir- ile yine Zeki Alasya ile Kadir İnanır’ı bir araya getiren “Yaz Bitti” gibi filmler futbolu, toplumun aynası olarak görürler. Futbolun ölümü, sinemamızın 90’lı yıllarındaki suskunluğunu açıklar gibidir. Ancak Dar Alanda Kısa Paslaşmalar ile yeniden hatırlanan bu oyunun yeni ve yetkin örneklerini heyecanla beklemekteyiz.

1 Bu bölüm, büyük ölçüde Tunca Arslan’ın “Futbol ve Sinema” kitabına dayanmaktadır. Sinema ve futbol üzerine nadir ve kapsamlı Türkçe kaynaklardan biri olması nedeniyle tüm okurlarımıza öneririm.

 

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
31. SayıBobby MooreBülent EkenCehennemde İki DevreEusebioFutbol ve Sinema Özel SayısıGracieGregory’s GirlMemduh ÜnOffisdeOsvaldo ArdillesPeleSepp HerbergerSportszerelemThe Great GameThe Winning GoalTunca ArslanYa Ya Ya Şa Şa Şa
Share Tweet

Toprak Saha

Eski Sayılardan

  • YAD-I HAFTA

    Kısa Bir Ömür Koca Bir Tarih: Ali Sami Yen Stadı

    Mayıs 2020
  • YAD-I HAFTA

    Kazananlar Kulübü

    Haziran 2019
  • YAD-I HAFTA

    Il Monumento

    Şubat 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.