Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
CEMİYET HABERLERİ

Beyazperdede Santrhaf İmzası

İlhan Özgen · Şubat 2015

Denis Law

Unutulmaz milli futbolcu Bülent Eken, renkli yaşamına bir de film sığdırmıştı. Hem de en afili koltukta; başrolde…

Aslında üçümüz de heyecanlıydık… Dile kolay, tam 91 yaşındaki çınarla kanlı canlı bir sohbet gerçekleştirecektik. Silivri Otogarı’na indiğimizde Sezgin hemen telefona sarıldı: “Bülent Bey, biz indik, bekliyoruz”. Bitmek bilmeyen dakikaları geçirmek için birer çay içtik. Aramızdaki sohbet, “Şoförü gelecek herhalde” minvalinde devam ederken, bize doğru el sallayan Bülent Eken çıkagelmişti. İlk şokumuzu da bununla beraber yaşadık. Evet, arabasını kendisi kullanıyordu! Bayram çocukları misali arabaya atladık ve ilk dakikadan itibaren Bülent ağabeyin sımsıcak sohbetine kendimizi kaptırdık. Nisan ayının sağı solu belli olmayan havasında başlayan muhabbetimiz bizi de, Bülent ağabeyi de sarmış olacak ki hala bol kahkahalı bir şekilde dönem dönem devam ediyor.

Ne sorsak, ne istesek, yerine getirmek için bütün heyecanıyla yardımcı olmaya çalışan bu güzel insanın kapısını, konumuz “Sinema ve Futbol” olunca bir kez daha çaldım. Malumunuz, 40’lı yılların sonunda çevirdiği ve unvanlarının yanına “Bir filmde başrol oynayan ilk Türk futbolcu” nişanını da taktığı “Ölünceye Kadar Seninim” filmi ile sinema tarihine de kendisi için küçük, bizler için büyük bir imza kondurmuştu. Yine ben sordum, Bülent ağabey, takdire şayan hafızasıyla yanıtladı…

“İpekçi Ailesi, Galatasaray ile yakın münasebet halindeydi. Bu film de onların stüdyolarında çekilmişti hatta. Ben, o zamanlar gerek yaşantımla, gerek de futbolumla epey popülerdim. Gazetelerde fotoğraflarım sıkça çıkardı. Herhalde bundan faydalanmak istediler.” Burada araya giriyorum. Sanki biraz gönülsüz girmiş sinema işine gibi geliyor. Bülent ağabey, hemen yanıtlıyor: “Tabii canım! Ben pek istemiyordum. Daha doğrusu tereddüt içerisindeydim.” Nasıl oldu da ikna oldu diye merak ediyorum ama sormama fırsat vermiyor. “Rahmetli Gündüz (Kılıç) ikna etti beni” diyor ve ekliyor: “O zamanlar böyle mankenler falan yok. Gündüz de ben de bu durumdan rahatsızız. Gündüz bana dedi ki:

– Bülent, çevir şu filmi. Hem kız bulmuş oluruz.

“Benim de aklıma yattı bu!”  Bülent ağabey, kendine has kahkahasıyla bitiriyor cümlesini. Tabii ben de gülerek katılıyorum onun bu klasikleşmiş çapkınlık hikâyelerinden bir yenisine… Bu arada film şirketinin, bizzat Galatasaray Kulübü’ne gelerek, Bülent Eken’i ikna etmeye çalıştığını da belirtmek gerek…

Nitekim hiç dilinden düşürmediği yakın dostu Baba Gündüz’ü dinleyen Bülent Eken, Kani Kıpçak’ın rejisörlüğünü yapacağı filmde oynamayı kabul eder. Bülent Eken’den kadroyu dinlemek istiyorum. “Baş erkek oyuncu bendim” diyerek başlıyor ve devam ediyor: “Gülistan Güzey, Hümaşah Hiçan ve Nezihe Becerikli de kadın oyunculardı.” Çekimlerin, filmin vizyona girmesinden bir yıl önce, yani 1948’de başladığını belirtiyor yaşayan efsane. Bu arada sinemanın zorluklarından da dem vuruyor. Gerek Galatasaray’ın, gerekse de milli takımın maçları nedeniyle çok yoğun bir futbol mesaisinde olduğunu, bunun yanında bir de sinemaya vakit ayırmak için epey yorulduğunu anlatıyor. Özellikle Avrupa seyahatlerinin dönüşünde bu sıkıntıyı daha da çok çekmiş. Film hazırlıklarından çekim dönemine geçmişken, Bülent Eken’in anılarına başvurma zamanı gelip de geçiyor bile. Bugünlerde sektörün dışından gelenlerin ilk sinema tecrübelerinde yaşadıkları sorunlar malumunuz. Bülent ağabeye de yönetmen Kani Kıpçak ya da oyuncularla yaşadığı problem var mıydı diye merak ediyorum. Tok sesiyle “Yok canım sen de! Çok yardımcı oldular bana” diyor ve hemen Kani Kıpçak’ın onu çok onore ettiği anıyı anlatıveriyor.

-Bir gün film setinde çekimdeyiz… Kani Kıpçak rejisör olarak koltuğuna kurulmuş… Bir anda yanındakilere döndü ve şöyle dedi: “Yahu, yıllardır Atatürk’ü oynayacak birisini arıyoruz. Meğer yanı başımızdaymış.” Çok mutlu olmuştum. Zaten gençken birçok kişi beni benzetirdi Atatürk’e…

Bülent Eken, anılara başladıysa maçı soğutmamak gerekir. Hemen soruyorum, biraz da muziplikle: “Peki kadın oyuncularla ilgili bir anın var mı ağabey?” Efsane santrhaf, bu pasla hücuma doğru bir topla çıkış yapıyor…

– Sette yemek yeniyor… Toto Karaca da sete gelmiş… Ben, pencere kenarında bir yerdeyim, Gülistan Güzey ise Toto Karaca ile birlikte oturuyor masada… Gülistan Güzey, Toto Karaca’ya biraz da dert yanarak şöyle dedi: “Abla, paraysa para, şöhretse şöhret… Allah aşkına söyler misin Bülent’in ne işi var burada?” Rahmetli Toto Karaca, çok matrak bir kadındı. Hemen cevabı yapıştırdı: “Salak mısınız be! Niye gelecek, sizi kafeslemeye geldi!”

Kahkahaların dozu artmıştı. Bülent ağabey, Toto Karaca’nın tespitini doğru çıkarırcasına devam etti:

– Yalan da değil. Cidden onun için oradaydım. Hatta bir dans sahnesinde niyetimi belli etmiş olacağım ki, Gülistan Güzey beni uyardı: “Bülent, burası yeri değil!” diyerek.

Bu kadar set anısından sonra filmin, beyazperde serüvenine gelelim istedim. Filmin gişedeki performansını merak ediyorum…

– İlhan, inanır mısın iyi iş yaptı film; özellikle de Anadolu’da. Ben bunu hem kadrodaki isimlere, hem de maç sahnelerine bağlıyorum. Maçlardan birisi de Yunan takımı ile oynadığımız ve kazandığımız maçtı hatta. Anadolu’daki seyirci, o zamanki topçuları görme fırsatları olmadıkları için çok sevmiş o sahneleri. Nitekim izleyicisi bol olmuştu filmin. Hatta film vizyondayken başıma gelen bir olayı anlatayım. İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorum… Sakarya’da arabamın lastiği patladı. O zaman yollar böyle değil; çok tenha. Bekle ki bir araç geçsin… Ben, planlar yapıyorum nerede kalabileceğime dair. Malum, o geceyi Sakarya’da geçirmem zorunlu gibi. O ara bir kamyon geçti yoldan. Beni görünce durdu, şöyle bir baktı “Bülent ağabey sen misin? Ben de az önce senin filmi izledim. Çok beğendim ağabey” dedi. Sağ olsun benim lastiği değiştirdi ve beklemeden yola devam ettim. Anlayacağın, filmin en büyük katkısı bu oldu bana…

Bülent ağabeyin rol kestiği “Ölünceye Kadar Seninim” filmini ne kadar arasam da bulamamıştım. “Şimdi tam zamanı” diyorum kendi kendime. Hemen sualimi yöneltiyorum: “Bülent ağabey, senin filmi çok aradım ama bulamadım. Sende bir kopyası var mı?”

– Oğlum, ben araya kimleri soktum bir bilsen! İhsan İpekçi’nin oğlu da dahil olmak üzere çok kişiye arattım ama maalesef ben de bulamadım.

Bülent ağabeyin bu söyledikleri, Türkiye’deki müthiş (!) arşivcilikle bir kez daha karşı karşıya bırakıyor beni. O masmavi gözleriyle ‘Klark çekme’ deyimine anlamlar kattığı kesin ama sadece hayal gücümün el verdiği kadar düşünebiliyorum.

Neyse ki Bülent Eken’i tanıma şansına eriştim de Pollyanna’yı solda sıfır bırakacak iyimserlikle noktalıyorum beyazperde sohbetimizi. İyi ki varsın Bülent ağabey!

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
31. SayıBülent EkenFutbol ve Sinema Özel SayısıGündüz KılıçÖlünceye Kadar Seninim
Share Tweet
ilhan@topraksaha.net'

İlhan Özgen

Eski Sayılardan

  • CEMİYET HABERLERİ

    Hörburger İkizleri

    Mayıs 2020
  • CEMİYET HABERLERİ

    Roma’dan Sevgilerle…

    Haziran 2019
  • CEMİYET HABERLERİ

    Kupa’nın Hikayeleri

    Haziran 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.