
– Bir Mustafa KOÇ yazısı-
Futbol tarihinin en önemli takımlarından biri olan Ajax’ın ünlü başarılara imza attığı De Meer Stadyumu’nu yapan bir muhteremin, üstelik gönül verdiği takıma iki tane ev yapmayı ihmal etmeyen Jordanus Roodenburgh’un hikayesi…
Çocukken hepimizin tuttuğumuz takım ile kurduğu hayalleri farklıydı. Kimimiz şampiyon olmasını, kimimiz ise bir gün formasını giyebilmeyi hayal ederdik. O forma ile sahaya çıkıp şampiyonluklar yaşamak kafamızı yastığa koyduğumuzda gözümüzde canlanan en güzel düştü. Her çocuğun hayallerini kurduğu bu ışıltılı dünya, gözlerimizi kapattığımızda farklı canlanırdı. Kim bilir bu hikâyede anlatacağımız Jordanus Roodenburgh’un da hayali tuttuğu, yıllarca yöneticiliğini yaptığı takıma stadyumlar yapmaktı.
Jordanus ‘Daan’ Roodenburgh, 1886 yılında Amsterdam’da dünya geldi. Gönül verdiği kulüp Ajax, o doğduğunda daha kurulmamıştı bile. Okudu ve mimar oldu. Birkaç şirkette çalıştıktan sonra 1916’da bağımsız çalışan bir mimar olarak kariyerine devam etti. Ajax ise 1900’de kuruldu ve Kuzey Amsterdam da küçük bir sahada maçlarını oynamaya başladı. Ancak 1907’de maçlarını oynadıkları bu sahaya evler yapılmaya başladı. Yeni kurulmuş bir kulüp daha yolun başında yerinden olmuştu. Maçları oynamak için yeni yerler aranmaya başlandı ve eski sahaya çok da uzak sayılmayacak bir bölgede yeni bir saha bulundu. Maçlar artık burada oynanacaktı. Ancak gerçekten de burası sadece sahaydı. Tribünleri, soyunma odası ya da suyu yoktu. Futbolcular soyunmak için yakındaki bir barı kullanıyorlardı. 1911’e kadar bu durum devam etti. Ancak o yıl ilk tribünler yapılmaya başlandı. Sahanın bir tarafına koltuklu, karşı tarafa ise ayakta iki tribün yapıldı. 1916’de ise Amsterdam’ın her köşesinde bir imzası olan Roodenburgh, Ajax tarihine de ilk imzasını atmaya başladı. İki kale arkası tribünü tasarladı ve hemen yapımına başlandı. Maliyeti o dönem kulüp başkanı olan iş adamı Wim Eggerman tarafından karşılandı. Yapı çok uzun sürmedi ve kısa bir süre sonra Het Houten Stadyumu son şeklini aldı. Hemen ertesi sezon Ajax, bu statta ilk şampiyonluğunu yaşadı. Anacak kulüp asıl patlamasını 1930’ların başında yaşadı. Ligi domine etmeye başladı. 1930’ların ilk yarısında üç şampiyonluk yaşadı ve her geçen gün de seyirci sayısı artmaya, Het Houten, yetersiz kalmaya başladı. Özellikle ezeli rakip Feyenoord ile oynanan maçlarda oyuncular korner kullanmak için bile köşelerde yer bulamaz hale geliyorlardı. Artık yeni bir stada ihtiyaç duyuluyordu. Jordanus Roodenburh, yeni bir stadyum tasarlamak için işe koyuldu. Tuttuğu takım için yaptığı ilk ev yetersiz kalınca ikincisini de yapmak ona düşmüştü. Hem artık kulübün aynı zamanda Genel Direktörü de kendisiydi. İlk kazma 21 Nisan 1934’te vuruldu ve sadece sekiz ayda stadın inşaatı tamamlandı. Stadyumun bulunduğu bölge olan Watergraafsmeer’den dolayı adı De Meer kondu. İlk maç da Fransız, Francais takımına karşı oynandı.
Roodenburh, stadyumu Modern Mimari Akımdan etkilenerek tasarlamıştı. Keskin çizgiler, sağlam bir yapı ve dört tribünün tamamı tuğlayla örülü, sade ama estetik bir bina ortaya çıkarmıştı. Kendisi eserini; “Büyük bir bahçesi olan güzel bir ev.” olarak tanımlıyordu.
İlk göz ağrısı Het Houten ise 1935’te yıkıldı. Bir sürü anı, yaşanılan onca sevinç, üzüntü stadyumla birlikte toz ve dumana karıştı. Ancak Jordanus Roodenburh, ilk göz ağrısını taçlandırmak için son bir girişimde bulundu. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda, Spor Binaları Mimarisi yarışması açıldı ve Roodenburh, Het Houten Stadyumu’nda yaptığı çalışmalarla bu yarışmaya katıldı. Ödül kazanamadı ancak Ajax için yapmış olduğu ilk evin adını tarihe farklı bir şekilde daha yazılmasını sağlamıştı.
1930’ların ikinci yarısı da Ajax için çok iyi geçti. Yeni evleri de onlara uğurlu gelmişti. Ancak De Meer 1960’lardan sonra hem muhteşem bir Ajax’a hem de harika bir oyuncuya ev sahipliği yapacaktı. Johan Cruyff, De Meer’e çok yakın bir mahallede dünyaya gelmişti. Çoğu Hollandalı çocuk gibi o da sokaklarda top koşturuyordu. Üvey babası, De Meer’de saha görevlisiydi. Annesi de orada çalışmaya başladı ve artık Cruyff için De Meer, ikinci bir ev olmuştu. Alt yapıda oynamaya başladı ve neredeyse tüm çocukluğu ve gençlik yılları bu stadın etrafında geçti.
Johan Cruff, Piet Keizer ve Rinus Michels ile birlikte 1960’lar ve sonrasında, De Meer harika bir Ajax’a ev sahipliği yaptı. Total Futbol efsanesi de bu stadyumda asıl şeklini almaya başlamıştı. Ancak Stadyum, Avrupa Kupası maçları için yetersiz geliyordu. Bu yüzden Ajax birçok büyük maçını Amsterdam’daki Olimpiyat Stadyumu’nda oynamak zorunda kaldı. Yıllar geçtikçe de modern zamanın ihtiyaçlarını karşılayamaz oldu. 1993’te yeni bir stadyum inşaatına başlandı ve 1996’da sonraları Amsterdam’ın simgelerinden biri haline gelecek Amsterdam Arena inşa edilmiş oldu. İki sene sonra da De Meer yıkıldı. Tıpkı Het Houten gibi o da tozu ve dumanı arasına tüm sevinçleri, hatıraları ve bir sürü hikayeyi karıştırmıştı.
Daan Roodenburgh, 1932-1938 arası kulübüne Genel Direktör olarak altı yıl hizmet verdi. Bir taraftan da Ajax’a imzasını attığı gibi doğup büyüdüğü şehir olan Amsterdam’a da imzasını atmıştı. Evler, apartmanlar, itfaiye istasyonları, kiliseler, dükkanlar, okullar, fabrikalar, tiyatrolar tasarladı ve yaptı. Ancak en büyük heyecanı çocukluğundan beri gönül verdiği Ajax’a hizmet ederken yaşamıştı. 1972’de tam da Ajax, dünya futbol tarihine altın harflerle yazılırken doğup büyüdüğü, her köşesinde bir eser bıraktığı Amsterdam’da hayata gözlerini kapadı.












