Konu gençler olunca Barcelona tarihinde büyük başarılara imza atan genç bir adamı anmadan olmaz. Kahramanımız Pep Guardiola.
Genç yaşta baba olmak zor bir şey kanımca.
Olduğumdan değil; gözlemlerimden bu sonuca vardım. Baba olmak, kişinin o güne kadar sahip olduklarına yeni bir anlam yüklemek, yeni sorumluluklar almak demek. Özellikle de içinde bulunduğun duruma karşı deneyimsiz oluğun için, çevrendekilerin senden daha iyi bildiğini iddia etmeleri kaçınılmaz.
Üstelik bu sorumluğun altına girmek, bazı şartları da beraberinde getirir. Nedir bu şartlar? Baba adayının kendisini iyi bilmesi, diğer bireylerin sorumluluğunu alabiliyor olması, arkasında sosyal bir destek olması…
Peki gençken baba olmanın zorluklarının yanında, olumlu yanları da yok mu?
Var tabii ki. Çünkü genç olmak, enerjik olmak demek; çocuklarının üzerinde daha fazla ilgi gösterebilmek demek.
Amacım sizi babalıktan soğutmak ya da size babalığı sevdirmek değil. Amacım genç yaşta baba olan ve bunun hakkını veren birinden bahsetmek bu gençlere ayırdığımız sayıda.
‘Genç Baba’mızın adı Josep Guardiola i Sala. Nam-ı diğer Pep Guardiola. Yani, bir sabah kalkıp, antrenmanda futbolcularına ‘Çocuklar, ben gidiyorum’ diyerek veda eden ‘Baba’ Pep.
Nasıl ‘Baba’ olmasın ki?
Genç yaşta geçtiği Barselona’nın başında takımına 4 sezonda 14 kupa kazandıran, tarihteki efsane teknik direktörler arasında yerini alan, kısacası baba işlere imza atan bir adam o. Biz onu, işini yapan harika bir orta saha oyuncusu bilirken, kısa bir süre sonra bambaşka bir kimlikle çıktı karşımıza. Sadece futbolcularının sorumluluğunu almadı, tüm Barcelonalıların da desteğini aldı bir anda.
Barselona’ya geldiginde 13 yaşındaydı. Bir süre B takımında pişti. 19 yaşına geldiğinde efsane Cruyff ona ilk formayı verdi. Daha sonraki 11 yılda o forma üzerinden hiç çıkmadı. İspanya milli formasını giydiğinde ise 22 yaşındaydı. 26 yaşından itibaren Barselona gibi büyük bir takımın kaptanlığına getirildi. 99’dan itibaren beklenmedik bir düşüşe geçti kariyeri. Maalesef Euro 2000’den sonra da ağır bir sakatlık yaşadı.
Toparlandı ama asla eskisi gibi olmadı. 2001’de İtalyan Brescia’ya transfer oldu, sonrasında kısa AS Roma macerası, arkasından tekrar Brescia ve en sonunda Katar yolları altından…
Profesyonel futbolculuğu bıraktıktan sonra Barselona’nın B takımının teknik direktörü oldu Guardiola. 2008 yılında yani daha 37 yaşındayken Barselona takımının başına geçti.
Barselona’daki 4 sezonunda 3 lig, 3 İspanya Süper Kupası, 2 UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi, 2 Avrupa Süper Kupası, 2 FIFA Dünya Kulüpler Kupası ve 2 Kral Kupası ile toplam 14 kupa kazanan Pep, kulüp tarihinin en büyük başarılarına ve rekorlarına sahip oldu, özetle genç yaşta baba oldu. Üstelik Barselona, 2009 yılında katıldığı tüm turnuvaları yani 6 kupa kazanarak, bu alanda dünya rekoru da kırdı. Kurt hocaları ve yılların teknisyenlerini kıskandıracak bir başarı!
Ve bildiğiniz gibi, geçen sene Barselona’da efsanevi günlerini arkasında bırakan Pep Guardiola, geçtiğimiz ay Almanya’nın Münih şehrindeki yeni çocuklarına merhaba dedi.
Baba…
İyi ki varsın, iyi ki bize güzel futbolu izletiyorsun. Yolun açık olsun…













