– Bir Batu ANADOLU yazısı –
Hocası, teknik ekibi ve uygulama sahasıyla Dinamo Kiev takımı ve onun en parlak öğrencilerinden Vladimir Bessonov’un “sınıf geçme” hikayesi.
Görkemli bir futbol geleneğine sahip olan Ukrayna’nın Harkov şehrinde dünyaya gelir Vladimir Vasilijević Bessonov. Fomin kardeşlerin, Krotov’un ve Privalov’un ülkenin kaldırımlarına işledikleri zaferler, Vladimir’i de en başta sokakların yıldızı yapar. Dzerzhinets Stadyumu’nun yakınlarında top koşturan bu çocuğun aklını buz hokeyi de çelmiştir ama henüz 18’inde Dinamo Kiev’e adım atmasıyla birlikte kesin kararını da vermiştir.
1976’nın Dinamo Kiev’i ona göre sadece bir futbol takımı değildir. Hava, su gibi temel bir ihtiyaç; tüm hayatı kapsayan bir okul sürecidir. Kendi sözleriyle “Hayata büyük bir pencereden bakmak istediğinizde olmanız gereken yerdir.” Bu süreçte arkadaşları Blohin, Fomenko, Baltacha,; yol gösteren hocası ise efsane Valeriy Lobanovski’dir. “D” li formayla çıktığı ilk maçta Dinamo Moskova’ya kaybetseler de yaşlı kurdun gözü, Harkovlu bu çocuğu tutmuştur. Sezon sonu kazanılan lig şampiyonluğu ile başarılarla dolu yıllar başlar.
Hayata pencereden bakmayı bırakıp spot ışıklarının altına girişi ise 1977’de gerçekleşir. İlk kez düzenlenen ve FIFA Gençler Turnuvası olarak anılan kupa için Sovyetler Birliği kafilesiyle Tunus’a gider. Sergey Mosyagin önderliğindeki takımda Bessonov, tüm hünerlerini sergiler. Lobanovski’nin taktik dehasının esintilerini sahanın birçok bölgesinde oynayarak, iyi savunma yapmanın yanı sıra sürpriz goller atarak ve belki de en önemlisi yaşına rağmen liderlik özelliklerini ön plana çıkararak gösterir. Sergey Baltacha, Andrey Bal gibi takım arkadaşlarıyla Avustralya, Paraguay ve Irak’ın bulunduğu gruptan zorlanmadan çıkarak yarı finalde Uruguay’ın rakibi olurlar. Sıkıntılı geçen maçı penaltılarda soğukkanlılıkları ile aşarak finalde Meksika’yla oynamaya hak kazanırlar. Bessonov da zor zamanlarda ortaya çıkan kahraman gibi bu maçta imdada yetişir. CCCP yazılı süper kahraman kıyafetiyle Meksika ağlarına iki gol göndererek maçı penaltılara taşır. Düelloya dönüşen penaltılardan galip ayrılan Sovyetler Birliği ilk kez düzenlenen kupayı evine götürürken 19 yaşındaki Bessonov turnuvanın en iyi oyuncusudur. Aynı yıl Nikita Simonyan tarafından Milli Takım’a çağırılarak uzun sürecek bir birlikteliğin ilk adımları atılır.
1980 yılı zaferlerle dolu bir yıl olur. Önce lig şampiyonluğu ardından Moskova Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanılır. Saha içindeki uzlaşmacı dili, olgun yapısı ve takımını her şeyin önüne koyan kişiliği Bessonov’u henüz 23 yaşında Dinamo Kiev’in kaptanlığına taşır. Bu başarılar doğal olarak Avrupa’nın batı yakasının dikkatini çekse de Bessonov saydığımız özellikleri nedeniyle okuluna bağlı kalır.
Bessonov’un kulüp kariyeri ile Milli takım kariyeri bir süre farklı yollarda ilerler. 1982 ve 1986 Dünya Kupaları’nda beklediğini bulamayan yıldız oyuncu, Dinamo Kiev ile 1986’da Avrupa’nın zirvesine çıkar. Ligde kırk beş maç üst üste kaybetmezler ve Kupa Galipleri Kupası finalinde Atletico Madrid’i 3-0 mağlup ederler.
Başarılarla dolu kariyerinin içerisindeki en büyük hayal kırıklığı ise 1988 Avrupa Şampiyonası’dır. Yarı finalde İtalya’yı mağlup ettikleri maçta sakatlanan Bessonov, finalde forma giyemez. Belanov’un kaçırdığı penaltı ve Van Basten’in tarihe geçen golü, Hollanda’ya şampiyonluğu getirir. Bessonov ise grup maçında mağlup ettikleri Hollanda’ya karşı aldıkları bu mağlubiyeti asla unutamaz. Belki bundan belki de Lobanovski’yi kıramadığından dolayı Milli Takım’ı bırakma düşüncesini iki yıl erteler ve 1990 Dünya Kupası kadrosunda yer alır. Arjantin’e karşı oynadıkları maçta gördüğü kırmızı kart, Milli Takım’a vedası anlamına gelir. 16 yıl sonra Zinedine Zidane da benzer bir şekilde kariyerini sonlandıracaktır. Sovyetler Birliği formasını en çok giyen beşinci futbolcu unvanını kazanan Bessonov, bir yıllık Maccabi Haifa macerası sonrasında kutsal topraklarda futbol yaşantısını sonlandırır. Teknik direktörlük kariyeri çok başarılı geçmese de kızı Anna Bessonova, ritmik jimnastik alanında Dünya şampiyonu olarak ailesinin spor geleneğini devam ettirir.
Vladimir Bessonov’un hikayesi, doğru zamanda doğru yerde ve doğru insanlarla bir arada olma şansını yetenekleriyle birleştirince başarıya ulaşan bir adamın hikayesidir. Darısı tüm genç futbolculara…













