-Bir Sezgin RIZAOĞLU yazısı-
Rio de Janeiro tarihinde böyle büyük coşkuya sahne olmamıştı. Tüm halk Maracana’ya akıyordu… Ama bilmiyorlardı ki; ulusal faciaya dönüşecek bir hikayenin tanığı olacaklardı. Gelin, büyük final öncesinde, o maçı da anarak o maçın kahramanı Gigghia’ya birlikte misafir olalım.
Tam 64 yıl önce… 1950 Dünya Kupası, Brezilya’da düzenleniyordu. Ülke kupaya o kadar önem veriyordu ki, kupa için devasa bir stat inşa etme fikri bile ortaya atıldı: Maracana Stadyumu. Temeli 2 Ağustos 1948’de atılan stadın, 1950’deki açılışında Rio de Janeiro Karması ile Sao Paulo Karması karşı karşıya geldi. Statta ilk golü Didi atsa da maçı Arjantinliler 3-1 kazanacaktı.
Açılıştaki mağlubiyet Sambacılar için önemli değildi… Nasıl olsa, statla birlikte her türlü hazırlık kupanın ‘Brezilyalıların elinde kaldırılacağı o an’ için tasarlanmıştı. Kaldı ki o Dünya Kupası’nda Brezilya Milli Takımı da kupayı kazanacak güçteydi. Sambacılar turnuvaya iyi başlamış, otoriteleri şaşırtmayan sonuçlarla finale kadar çıkmıştı. Finalde rakip bir diğer Güney Amerika takımı Uruguay’dı. Kupa eleme değil, lig usulü oynandığı için Brezilya’ya dünya şampiyonluğu için beraberlik bile yetiyordu. Sambacılar şampiyonluktan o kadar emindiler ki; futbolculara maçtan önce kendi futbol federasyonu tarafından ‘Dünya Şampiyonlarına’ yazan altın saatler hediye edilmiş, karnaval konvoyu hazır bekletilmişti.
16 Temmuz 1950. Final günü geldi… İki yüz bin Brezilyalı tribündeydi. Beyaz formasıyla Brezilya 1-0 öne geçtiğinde tüm stad âdeta çılgına dönmüştü. Ardından 19 dakika sonra Uruguay’in kanat oyuncusu Alcides Ghiggia, Juan Schiaffino’ya beraberlik golünün ortasını yaptı: 1-1. Maç bu skorla bitse bile Brezilya kupayı kaldırıyordu. Tribünlerde endişe yoktu. Ta ki dakikalar 79’u gösterene kadar. O dakikada Uruguaylı Alcides Ghiggia, Brezilyalı kaleci Barbosa’yı uzaktan avlıyordu. Bir anda stada ölüm sessizliği çökmüştü. Bir sonraki gün gazeteler, gol sonrası üç Brezilyalı seyircinin kalp krizi geçirerek öldüğünü yazacaktı satırlarında. Maç sonunda iki Brezilyalı seyircinin stadyumun ikinci katından atlayarak intihar etmediği haberinin hemen altında yer alacaktı. Zaten maç bittiğinde statta yaklaşık elli bin kişi, yerinden kalkamayacaktı. Taraftarlar gece yansına kadar, tribünlerde ağlayarak oturmuştu. Takımda da bir korku vardı. Brezilya Teknik Direktörü Flavio Costa, maçtan saatler sonra Maracana Stadyumu’ndan dışarı ancak kadın kılığında çıkabiliyordu. Bütün Brezilya utanç içinde ve hayal kırıklığı yaşayarak ağlıyordu. Hani Dünya’nın gördüğü en büyük felaket olarak Hiroshima bilinir ya. Brezilyalılara sorarsanız size “Bu ülkenin gördüğü en büyük felaket 1950’de Uruguay’a kaybedilen maçtır” sözlerini sarfetmekten kaçınmazlar. Hatta o faciaya bir isim bile verirler: “Maracanazo”. Peki kimdi bir ulusu üzen bu adam? Bugüne kadar hep Barbosa’nın hikayesini dinledik. Gelin o golü atana misafir olalım: Maracana’nın Hayaleti yani gerçek adıyla; Alcides Edgardo Ghiggia. 1
926’da Montevideo’da doğan Uruguaylı yıldız futbola şehrin Penarol takımında başlıyordu. Yeteneği sayesinde zamanla ülkesinin tanınan futbolcularından biri oluyordu. Onu asıl unutulmazlar arasında yer almasını sağlayan ise 1950 finalinde attığı gol olacaktı. Schiaffino ile Uruguay takımında muhteşem bir ikili oluyordu Ghiggia, kupadaki bu performansları onları İtalya’nın yolunu tutmalarını sağlıyordu. 1953 yılında istikamet Roma’ydı. Ghiggia burada 201 maçta 19 gol atıyordu. Ardından 1961 yılında bir başka İtalyan takımına, Milan’a geçiyor, burada az forma şansı bulsa da takımıyla bir şampiyonluk yaşıyordu. Ghiggia’nın İtalya’daki performansı ona İtalya Milli Takımı’nın da kapısı açıyordu. Uruguay formasından sonra bir de 2 yıl Mavililer’in formasını giyiyordu. 1957-1959 yılları arasında İtalya adına 5 maça çıkıyor ve sadece bir gol atıyordu. Ardından Uruguay’ın Danubio takımına transfer olmasıyla birlikte tekrar Uruguay Milli Takımı’nın formasını giymeye başlayacaktı. Ve futbolu 1967 yılında, Montevideo’nun bu mütevazi takımında bırakacaktı. Uzun yıllar futboldan uzak kalan Ghiggia, 1980 yılında Penarol’un başına teknik direktör olarak getiriliyordu.
O futboldan uzak kalsa da hiçbir zaman o meşhur golü attığı Barbosa’yı unutmayacaktı. 2014’n ilk aylarında verdiği bir röportajda şöyle diyecekti: “Barbosa’nın haksız yere suçlandığını düşünüyorum. Onunla zaten o maçtan yıllarsa sonra konuşmuştum. Ona maçın 11’e 11 oynandığını söylemiştim. Kaleciler maalesef şanssız. Tüm maç boyunca muhteşem oynarlar ama bir hatayla gol yediklerinde en büyük suçlu onlar olur. Bir türlü anlam veremiyorum, nasıl onu suçlarlar. Barbosa öldüğünde (2000 yılında) Brezilya halkının nankörlüğüyle birlikte gömüldü.”
Bazen dün dünde kalır. Bazen ise dün bugündür. Uruguaylı oyuncu Ghiggia işte Brezilyalılar için dünü hep bugün diye yaşatan adamdı. Golü attığı Brezilyalı kaleci Barbosa ise bir ulus için bir lanetti. Sahi 7-1’lik Brezilya-Hollanda maçından sonra Brezilyalılar hala Barbosa’yı affetmedi mi?













