Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
AN-I ŞAHANELER

Ne Yardan Ne Serden

İlhan Özgen · Ekim 2014

gündüz k_l_ç

Eskiden takım elbiseyle maç izlenir miydi, taraftarlar yan yana oturur muydu bilemem ama gerçek manada ‘güven veren’ adamların bu sporun içinde bulundukları aşikâr…

Garip bir halet-i ruhiye içerisindeydi. Futbolda birçok şeyi başarmıştı ama böylesi ilk defa başına geliyordu. Hani derler ya “Ne yardan ne serden…”; tam da içinde bulunduğu durum için söylenmişti sanki. Mithatpaşa soyunma odalarındaki iki takım da onu bekliyordu. 26 Mart 1960’daki karşılaşmada, taktiğin, tekniğin, hırsın ve Milli Lig’in pek önemi yoktu. Konuşulması ve izleyicinin tatmin edilmesi gereken husus, futbolun yıllar sonra sloganlaştırılacak temel düşüncesiydi aslında: “Temiz Oyun”.

1959 yazı geldi aklına. Suadiye Plajı’nda sıradan bir öğleden sonraydı. Sıcağın tadını çıkardığı dakikalarda gelen bir haber, ‘nadas’ döneminin sonu olacaktı. Gol tasvirlerinin üstadı Necati Karakaya’nın önderliğindeki misafirler, onu alıp, köklü semtin çiçeği burnunda Milli Lig takımına; Feriköy’e antrenör olarak hizmet etmesini istemekteydi. Tereddüt, bıkkınlık ve vefasızlıkla savaş halinde olduğu bu bekleme süresince hiç futbola dönmeyi düşünmemişti. Feriköy elçilerinden istediği bir günlük müsaade aslında cevap için büyük bir ipucu olmuştu. O güne kadar gelen nice teklifleri, kati surete reddetmiş ve bahsi oracıkta kapatmıştı. Feriköy, futbol ile arasındaki buzları eritmek için yeterli sıcaklığı vermeye o anda başlamıştı.

Tekrar Mithatpaşa koridorlarındaydı. Birazdan pek de ilginç bir müsabaka cereyan edecekti binlerce futbolseverin gözleri önünde. Değişik kademelerinde aynı anda görev yaptığı iki takım, Türk futbolunun en büyük şahitlerinden Mithatpaşa’nın (İnönü Stadı) toprak-çim karışımı sahasına çıkacaktı. Aslında bu durum, lakabının hakkını verir cinstendi. Belki de canından çok sevdiği Galatasaray’ın teklifini geri çevirememiş; hali hazırda antrenörü olduğu Feriköy’ü ise, ligin bitimine dokuz maç kala bırakıp gitmeye yüreği el vermemişti. Nitekim 1960 baharındaki mezkûr karşılaşmaya Feriköy’ün müstafi antrenörü olarak çıkmak yerine, birkaç ayda Milli Lig’de saygın bir kimlik kazandırdığı kırmızı-beyazlıların başında arz-ı endam etmeyi tercih etmişti. Rakipleri ise, birkaç gün önce gelen ‘Genel Menecerlik’ teklifini kabul ettiği Galatasaray’dı. Sırada sarı-kırmızı hülyalara dalmak vardı…

Galatasaray Lisesi’ne adım attığı 1927 yılından, Grand-Cour’daki kıran kırana maçlara ve Galatasaray Futbol Takımı’na seçilişine kadar bütün kareler gözünün önünden geçti. 10 Mayıs 1935’te Fenerbahçe ağlarını ilk kez havalandırdığı maçı da unutmadı, geçirdiği zatüree nedeniyle futboldan uzak kaldığı 1934 yazını da… Futbola dair her şeyi Galatasaray’da öğrenmişti. Parlak topçuluk kariyeri sonrasında ilk antrenörlük tecrübesi de yuvasında olmuş, futbolculuk yıllarında kazandığı kupaların yanına ‘Galatasaray Antrenörü’ sıfatıyla kazandığı iki İstanbul Ligi şampiyonluğunu iliştirmişti. Belki de şampiyonluklardan daha büyük bir başarısı vardı ki Galatarsaraylılığı ete, kemiğe büründürmüştü. Metin adındaki İzmirli genç santrforun Galatasaray forması giymesinde, ‘gol profesörü’ mertebesine yükselmesinde ve fenomen olmasındaki rolü göz ardı edilemezdi.  Birden garip bir anı daha göz kırptı binlercesi arasından. Askerlik görevi esnasında Ankara Demirspor forması giymiş ve Ankara şampiyonu olan takımıyla, Nisan 1947’de Galatasaray’ın karşısına çıkmıştı. 2-1 yenildikleri maçta pek de iç açıcı bir performans ortaya koyamasa da, takımının tek golünü atmış ve görevini yapmıştı bir bakıma. Mithatpaşa’da yaşadıkları,  13 yıl evvel Şeref Stadı’nda yaşadıklarının tekerrürüydü bir nevi…

Mithatpaşa’daki maç başlamıştı. Milli Lig’deki ilk yılını yaşayan Feriköy ile gayet başarılı bir sezon geçirmişti. İlk 10 maçta galibiyet alamasalar da, 2-0’lık Beykoz galibiyeti ve art arda kazanılan yedi maç, Ferköy’ü ligin korkulan ekiplerinden birisi haline getirmişti. Semte ilk geldiğinde yaşanan coşku, teknik ekibin, takımın yükselişinde önemli payı olan kaleci Necdet İnanç’ın askerden dönüşünü dört gözle beklemesi ve Feriköy’ün amatör bir takımdan gerçek manada bir profesyonel Milli Lig ekibine dönüşmesi, unutulmaması gereken hadiselerdi. Zaten Mithatpaşa’ya da Milli Lig’de kalmayı garantilemiş bir şekilde çıkmaları da tevekkeli değildi. Feriköy macerasını son sürat bir kez daha geçirdi gözlerinin önünden.

Feriköy ile işler iyi gidiyordu gitmesine ama ilk aşktan haber gelmişti. Galatasaray, Remondini ile başladığı sezonu, İtalyan çalıştırıcı ile tamamlayamamış ve ‘taze’ antrenör Coşkun Özarı’ya takımı emanet etmişti. Ama ‘Eski’ Türkiye de olsa ağabey gerekliydi her takıma; adres de belliydi üstelik. Galatasaray’ın teklifini kabul ettikten sonra herkesin ayrılmasını beklediği Feriköy’ü terk etmemesi, bu maç öncesinde az da olsa nahoş fikirleri doğursa da, Türk futbolseverin, en önemlisi de Feriköy taraftarını ona güveni tamdı. Bu güven bile Feriköy’de muvaffak olduğunun kanıtıydı.

Mitahtpaşa’da o öğleden sonra başlayan karşılaşma, akşama doğru sona erdiğinde önemli olan ne skor, ne de oynanan futboldu aslında. Bir takımın baş antrenörü, diğer takımın genel menajeri olmasına rağmen hiçbir ‘acaba’ya yer bırakmayan ‘Baba’ Gündüz Kılıç’ın güven gösterisidir bu müsabaka. Ne sarı-kırmızılı, ne de kırmızı-beyazlı sevdalılar sorgulamıştır bu hadiseyi. Feriköy’ün başında çıktığı son maçta dahi “Bizi bırakma, gitme, kal baba!” pankartıyla karşılaşan Gündüz Kılıç, Milliyet Gazetesi’ndeki köşesinde de hakkıyla yâd eder Feriköy günlerini. Evet, bütün bu görevleri arasında bir de Milliyet’te yazmaktadır her hafta, hatta bazı bazı her gün. Bir tek suçlamayla ya da komplo teorisiyle karşılaşmadan Türk futbolunu yazar köşesinde. Hem hizmet verir, hem de eleştirir. ‘Baba’ Gündüz olmak da kolay değildir! Feriköy – Galatasaray maçının skorunu merak edenlere de fazla google mesaisi yaptırmayayım. Tıpkı Baba Gündüz’ün gol attığı Ankara Demirspor – Galatasaray maçı gibi 2-1’lik Galatasaray galibiyeti vardır dönemin  ‘manual’ skorbordunda.

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
27. SayıFeriköyGalatasarayGündü Kılıçİstanbul Futbolu Özel Sayısı
Share Tweet
ilhan@topraksaha.net'

İlhan Özgen

Eski Sayılardan

  • AN-I ŞAHANELER

    Futbol Evine Dönüyor

    Mayıs 2020
  • AN-I ŞAHANELER

    12 Temmuz 1998

    Mayıs 2020
  • AN-I ŞAHANELER

    Kaleci, Bir Kurtarıştan Fazlası Mı?

    Şubat 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.