Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
ZAT-I MUHTEREMLER

‘Bir Eksik’ Kalmak

Toprak Saha · Kasım 2013

-Bir Batu ANADOLU yazısı-

Son yıllarda futbol sahalarında sıklıkla rastladığımız ölümler, bize futbolun ne zor koşullar altında oynandığını hatırlatıyor. On yedi yıl önce genç futbolcu Dursun Özbek, ihmalkarlığın sonucu aramızdan ayrılmıştı.

Yıllar önce bir kitapta, kime ait olduğunu bilmediğim bir söze rastlamıştım: “Zaman en acımasız öğretmendir. Sonunda bütün öğrencilerini öldürür.” Her geçen saniye yeni şeyler deneyimleyip yeni hayaller kurduğumuzda aslında malum sona biraz daha yaklaşıyoruz. Ama bazen her şey çok çabuk, vakitsizce sona erebiliyor. Öğretmenin acımasızlığı, hayallerimizin sağlam temellere oturmadan yıkılmasına neden olabiliyor.

Dursun Özbek, zaman dediğimiz kavramın en şanssız öğrencilerinden biriydi. Henüz bir lise öğrencisiydi. Eğitimine devam ederken asıl hayallerini futbol üzerine kuruyordu. Dört yıldır Galatasaray altyapısında yer alırken; bir yandan antrenmanlarına devam ediyor diğer yandan göz ucuyla yan sahadaki abilerini izliyordu. Genç takım hocası Bülent Ünder ise onu dikkatle izleyenlerdendi. Bu sessiz sedasız genç çocukta bir kıvılcım vardı. Zamanı gelince takımını önemli yerlere taşıyabilirdi. En önemlisi efendi kişiliğiyle liderlik vasıfları göstermesiydi. Takımdaki arkadaşlarının sessizliği nedeniyle “şeker” diye çağırdıkları oyuncunun ilerleyen yıllarda, sahada sözünü söylemesi çok muhtemeldi.

9 Aralık 1986 günü havanın soğukluğu, medya mensuplarını Florya’daki antrenmandan uzakta tutmaya yetmişti ama sahada kıran kırana bir mücadele vardı. A Takım oyuncuları Derwall’in gözüne girmek, genç takım oyuncuları ise hocanın dikkatini çekmek için mücadele ediyorlardı. Hıza dayalı antrenman bittikten sonra sıra çift kale maça geldi. Maç yediye yedi oynanmak üzereyken Derwall karşısında Arif’i buldu. Antrenmana geç kalan Arif, hocasından özür dileyerek maçta yer almak istediğini söyledi. Bu soğuk havada bir an önce evine dönmek isteyen Derwall onu kıramadı. Yalnız bir oyuncu eksikti. Bülent Ünder’e dönüp genç takımdan birini göndermesini istedi. Ünder’in aklına gelen isim genç Dursun’du. Belki de beklediği fırsatı yakalayacak ve hocasının dikkatini çekecekti. Antrenman öncesi başının biraz ağrıdığını söylemişti ama bu şansı bir daha bulamayabilirdi. Koşarak sahadaki yerini aldı ve maç başladı.

Havanın soğukluğuna ve antrenmanın yorgunluğuna rağmen sert bir mücadele başladı. Dursun; Hayrettin, Raşit, İlyas, Cüneyt, Prekazi gibi oyunculara karşı forma giyerken ilk dakikalardaki heyecanını atmayı başarmış; kendisine gelen topları başarıyla arkadaşlarına teslim etmişti.

Daha on dakika geçmemişti ki Dursun aldığı topla rakibini çalımladı ve pas atacak arkadaşını aradı. Kimseyi göremeyince topla ilerlemeye karar vermişti. Topu biraz sürdü ve bir anda dengesini kaybederek ayakta durmaya çalıştı. Başarılı olamadı ve diğer oyuncuların gözü önünde yere yığıldı. Takımdaki abileri ilk başta bu durumu normal karşılasalar da Raşit’in çağrısı durumun vahametini ortaya koyuyordu. Derwall, hızla oyuncusunun yanına koştu. Oyuncu nefes alamıyordu, nabzı çok zayıftı. İlk müdahaleler yapıldı. Fakat ortada ne tıbbi yardımda bulunabilecek biri ne de ambulans vardı. Alman hocanın aklına sahanın yakınında duran polis aracı geldi. Dursun araca bindirilip Bakırköy Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fakat tüm aksiliklerin bir araya gelmesi, genç oyuncuya ağır gelmişti. Kalp krizi sonucunda henüz 16’sında bu dünyadan göçüp gitmesi engellenemedi.

Dursun’un ölümü Derwall’i çok etkilemişti. Alman hoca kendi deyimiyle “manen” tükendiğini hissediyordu. Yıl sonunda Galatasaray’a ikinci şampiyonluğunu yaşattıktan sonra teknik direktörlüğü bıraktı ve bir daha hiç çalışmadı. İlginçtir ki kendisi de bundan altı yıl önce, 80 yaşında kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Derwall futbolda her şeyi görmüş geçirmiş, birçok başarılar kazandıktan sonra hayata gözlerini yummuştu. Genç futbolcunun ölümü ise bu başarıları anlamsız kılacak kadar acıydı. “Keşke bütün galibiyetleri, başarıları geri verip onu yeniden buraya getirebilsem” demişti. Dursun zamanın acı bir oyununa yenik düşüyordu.

Ölümünden sonra Türkiye’de pek bir şey değişmedi. Bir süre gözyaşı döküldükten ve sporcu muayenelerinin yetersizliği vurgulandıktan sonra futbolumuz aynı kısır tartışmalar içerisinde sürüklenmeye devam etti. Ne tıbbi müdahalelerin yetersizliği ne de sporcu sağlığının korunması konusunda ilerleme sağlanmadı. Altı yıl sonra Galatasaray Yıldız Basketbol Takım oyuncusu Burak Alkaş’ın ölümünde aynı süreç tekrar yaşandı.

Zaman bazı insanlara daha acımasız davranıyor ama insanların yaşanan acı olaylardan ders almamaları da bizim acımasızlığımızı ortaya koyuyor. Gerekli önlemler alınmadıkça hayalleri olan gençler gerek yaşamdan gerekse futbol sahnesinden çekilmek zorunda kalıyorlar. Dursun belki UEFA Kupası’nı kaldıran kadroyla kameralara poz verecek belki de küçük takımlarda oynayan bir oyuncu olacaktı. Ama hayatlarımız ve futbol sahnesi onsuz hep “bir eksik” kalacak.

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
16. SayıArif KocabıyıkBurak AlkaşCevat PrekaziCüneyt TanmanDursun ÖzbekFutbolda Hüzün SayısıGalatasarayİlyas TüfekçiJupp DerwallRaşit Çetiner
Share Tweet

Toprak Saha

Eski Sayılardan

  • ZAT-I MUHTEREMLER

    Yeniden Doğmak

    Mayıs 2020
  • ZAT-I MUHTEREMLER

    Evden Uzakta Olmak ve Topçuların George

    Mayıs 2020
  • ZAT-I MUHTEREMLER

    İkinci En İyi

    Haziran 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.