Toprak Saha – Aylık retro futbol e-mecmuası
  • Zat-ı Muhteremler
  • An-ı Şahaneler
  • Yad-ı Hafta
  • Fi Maçı
  • Kadim Takımlar
  • Cemiyet Haberleri
  • Malumat Saha
YAD-I HAFTA

Kara Saplanan Manitalar

Sezgin Rızaoğlu · Aralık 2012

Türk futbolunun en büyük yıldızı olmaya aday ‘Boduri’, maç sonrası askeri birliğine dönerken donarak ölür. Gelin, hazin hikayesiyle Nikola’yı birlikte analım.

İşleme fabrikalarında hepsi tek tek ayıklanır. Bozuk ve kurtlu olanlar bir tarafa, sağlam olanlar diğer tarafa… Gel gör ki sağlam incirlerle dolu bir torbaya ya da çuvala kurtlu bir incir yanlışlıkla düşmesin. Hemen sağlam incirlere hastalık sirayet eder. Küçük bir yanlışlık, güzelim işleri bozar. Bir başka deyişle bir çuval incir berbat olur.

İşte ‘Boduri’nin de hüzünlü hikayesi, bir çuval incirin berbat ediliş hikayesidir…

Yıl 1940’tır, aylardan Aralık’tır. Avrupa’da başlayan II. Dünya Savaşı kapıda bekler. Oysa bir diğer tehlike kara kış ise çoktan İstanbul’u ziyaret etmiş ve rivayet odur ki; aç kalan kurtlar, şehrin kenar mahallelerine dek inmiştir.

İşte o şehirdeki bir eskicinin oğludur Nikola. Tam adıyla Aleksandr Nikola Büyükvafiadis. 1919 yılında doğar. Çocukluğu Karaköy’de babasının dükkânında, tükenmiş anıların içinde geçer. Asıl sevdası ise futboldur. Öyle ki futbolda mahallenin en yetenekli çocuğudur. Ona ‘doğuştan’ gelen yeteneğini anlatmak da mahalle takımının çalıştırıcısı ‘Ali Hoca’ya nasip olur. Futbol yaşamı Beyoğluspor’da başlar. Hemen, boyunun kısalığı nedeniyle ‘Boduri’ lakabı takılır. Bodurdur bodur olmasına ama iki ayağında ustalık vardır. Daha sonra adını ‘Manita’ koyacağı ayak oyunlarıyla rakiplerini kolayca safdışı eder, izleyenleri mest eder. O artık takımın incisidir. 1937 yılında Beyoğluspor’dan dönemin büyük takımlarından Galatasaray’a transfer olur. Burada geçirdiği üç sezonda da harikalar yaratır. Oynadığı 76 karşılaşmada 32 gol atar. Hatta bir Fenerbahçe maçında, 2 gol ve bir asistle takımının 4-3 kazanmasını sağlar. 3 yıl boyunca derbilerde Fenerbahçe’ye 5, Beşiktaş a 3 gol atar.

Boduri, sadece Türkiye’de konuşulmaz. Dönemin yabancı futbol yıldızları da onun oyununa hayran kalır. O dönemde savaş nedeniyle milli maçlar yerine ‘karma’ maçları oynanır. 1939 yılında Macaristan Milli Takımı hüviyetindeki Budapeşte Karması da Taksim Stadı’nda İstanbul Karması’yla karşılaşır. 5-2 Türkiye galibiyetiyle sonuçlanan maçta, Boduri  ve Büyük Fikret ikilisi koca Macar defansını perişan eder. Maçtan sonra gazetecilere, Macarlar’ın kaptanı ve Avrupa futbolunun en büyük yıldızlarından Saroşi: “Hayatımda ilk kez kendimi aciz hissettim, bu muhteşem ikilinizin karşısında hiçbir şey yapamaz duruma düştüm. Bu iki futbolcunuz da Avrupa Karması’nda rahatça oynayabilir.” demekten kendini alamamıştı.

Yıl 1940’tır. Savaş kapıdadır ve o dönemde askere alımlar sıklaşır. Askere gidenler arasında Boduri de vardır. Sirkeci’deki İkmal Merkezi’ne teslim olur, vatani görevi için. Oysa Galatasaray’ın üç gün sonra Şeref Stadı’nda Beyoğluspor’la çok önemli bir maçı vardır. Galatasaraylı yöneticiler hemen devreye girer. İkmal Merkezi’ndeki, aynı zamanda Galatasaraylı olan, Yüzbaşı Muhittin Şahinbaş’ı ararlar. Binbir rica ile ‘Boduri’nin maçta oynaması için, yüzbaşıdan izin koparılır. Boduri, hasta olsa da takımdaki yerini alır. Üstelik yetiştiği takım olan Beyoğluspor karşısında son maçına çıkacağını bilmeden!

Yine tribünleri mest eden Boduri, gol atamasa da 1-1 biten maçta harikalar yaratır. Üstelik maç sulu kar yağışı altında güçlükle oynanır. Boduri de o havada hasta hasta oynar. O kadar hastadır ki karşılaşmanın bitiminde soyunma odasında kısa süreli titreme nöbeti geçirir “Hali hazırda ısınmış adelelerimle yürüyerek geri dönebilirim” der Nikola, Kilyos’a gitmek için yola koyulur. Onu maça getirmek için binbir dil döken yöneticiler, geri dönüşü için hiçbir şey yapmaz. Dönüş yolculuğunu, unuturlar.

Saatlerce yürür Nikola. Meşin yuvarlığa dilediği yöne atan ayaklar, karın içinde yolunu bulmaya çalışır. İlk önce vücut dayanamaz. Sonra ayaklar. Küçük ve bodur vücudu oracıkta yığılıp kalır.

Bir süre sonra yarı baygın halde, donmak üzere bulunur. Hemen Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’ne kaldırılır. Donmanın izleri dışında ciğerlerinde de çift taraflı zatürre başlar. Oysa o dönemde -tıp bilimi günümüzdeki kadar gelişmediği ve antibiyotik tedavisi olmadığı için- zatürre, savaş gibi tehlikelidir. Ölümcüldür. Nitekim Boduri birkaç gün komada yattıktan sonra henüz 21 yaşında hayata gözlerini yumar. Bir yıldız parlamadan söner, gökyüzündeki yerini alır. Belki de Türk futbolu en büyük bir topçusunu kaybeder.

Çünkü izlemiş olanlar, onu daha sonraki yılların büyük yıldız’ı Lefter ile kıyaslar. Bu kıyaslamada oyunu ‘Boduri’den yana kullananlar çok olur. Hatta Lefter bile Boduri’yi şöyle anlatır: “15 yaşındaydım o zamanlar. Nüfusta iki yaş büyüterek beni Taksim Kulübü’ne aldılar. O tarihte Boduri 20 yaşındaydı. 30’luk şöhretler onun karşısında silinirdi. Türkiye’de hiçbir futbolcu onun seviyesine ulaşamadı.”

Bir Galatasaraylı’nın söylediği şu sözler maalesef ölümle biten bu acıklı hikayenin en iyi özetidir: “Getirmesini bildik de, göndermesini beceremedik“. Kısacası hayat denen ve güzelliklerle dolu bir çuval incir berbat edildi.

PaylaşShare on Facebook0Share on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePin on Pinterest0Share on Tumblr0Print this page
6. SayıBeyoğlusporBoduriGalatasarayNikola BüyükvafiadisŞeref Stadı
Share Tweet
sezgin@topraksaha.net'

Sezgin Rızaoğlu

Eski Sayılardan

  • YAD-I HAFTA

    Kısa Bir Ömür Koca Bir Tarih: Ali Sami Yen Stadı

    Mayıs 2020
  • YAD-I HAFTA

    Kazananlar Kulübü

    Haziran 2019
  • YAD-I HAFTA

    Il Monumento

    Şubat 2019

REKLAM

REKLAM

ESKİ SAYILAR

TAKVİM-İ MAZİ

TAKVİM-İ MAZİ

@topraksaha_net

  • Şuan için bu twitter hesabının RSS beslemesi yüklenemez durumda.

Twitter'da @topraksaha_net Takip Et.

  • Anasayfa
  • İletişim

Toprak Saha © 2017. Tüm Hakları Saklıdır.